“Ben matematikten anlamıyorum.” Bu cümleyi bir çocuğun ağzından duymak her veliyi üzer. Çoğu zaman bu cümlenin arkasında gerçek bir yetenek eksikliği yoktur. Arkasında, bir zamanlar anlaşılamamış küçük bir konu ve o konunun zamanla büyüyen gölgesi vardır.
Sınıf öğretmeni olarak şunu defalarca gördüm: Matematikten korkan bir çocuk, ilk zorlu soruyu kendi başına çözdüğü gün bambaşka bir çocuk olur. Bu yazıda o güne nasıl ulaşılacağını anlatmaya çalışacağım.
Matematik Korkusu Nereden Gelir?
Matematik diğer derslerden farklıdır: Basamak basamak ilerler. Tarihte bir konuyu anlamayan çocuk bir sonraki konuya rahatça geçebilir. Matematikte ise toplamayı tam anlamayan çocuk çarpmada, çarpmayı anlamayan bölmede, bölmeyi anlamayan kesirlerde zorlanır. Her yeni konu, eski eksiği bir kez daha hatırlatır.
Korkuyu besleyen başlıca etkenler şunlardır:
- Anlaşılmadan geçilen bir konu: Çoğu zaman 2. ya da 3. sınıfta kalmış bir basamak değeri ya da çarpım eksikliğidir.
- Zamana karşı yarış: Süreli testler ve “Çabuk ol!” uyarıları, düşünmeye zamanı olmayan çocukta panik yaratır.
- Kıyaslanma: Kardeşle ya da sınıf arkadaşıyla yapılan kıyaslamalar, “Demek ben yeteneksizim” düşüncesini pekiştirir.
- Yetişkinlerin cümleleri: “Ben de matematikte kötüydüm, bizim aile sayısal değil” gibi sözler, iyi niyetli olsa da çocuğa bir kader gibi gelir.
Korkunun Belirtileri Nelerdir?
Matematik korkusu her çocukta aynı şekilde görünmez. Bazı çocuklar açıkça söyler, bazıları ise davranışlarıyla gösterir:
- Matematik ödevini sürekli en sona bırakmak
- Soru karşısında hiç denemeden “Bilmiyorum” demek
- Sınavdan önce karın ağrısı ya da huzursuzluk
- Kolay bildiği bir soruda bile cevabı sürekli silip yeniden yazmak
- Yanlış yaptığında aşırı üzgünlük ya da öfke
Birebir Derste Korkuyu Nasıl Kırıyoruz?
Korkuyu yenmenin yolu, çocuğa yeniden başarıyı tattırmaktır. Bunu üç aşamada yapıyorum.
1. Eksik basamağı bulmak: Çocuğu sıkmayan, sınav havası taşımayan sohbet tadında bir seviye tespiti yaparız. Amaç not vermek değil, işin nerede koptuğunu görmektir.
2. Kolaydan başlamak: İlk derslerde çocuğun rahatlıkla çözebileceği sorularla başlarız. Çocuk “Bunu biliyorum” dedikçe omuzları gevşer. Zorluk derecesini ancak çocuk hazır olduğunda, adım adım artırırım.
3. Hatayı normalleştirmek: Birebir derste yanlış cevap bir felaket değil, bir ipucudur. “Bunu nasıl düşündün?” diye sorduğumda çocuğun düşünce sürecindeki küçük kaymayı birlikte buluruz. Böylece çocuk yanlıştan korkmayı bırakır, yanlıştan öğrenmeye başlar.
Kalabalık sınıfta çocuk yanlış yapmaktan utandığı için parmağını kaldırmaz. Kendi evinde, kendi masasında ve yalnızca bir öğretmenle çalışırken ise sorusunu çekinmeden sorar. Bu güven ortamı, korkuyu yenmenin en güçlü aracıdır.
Evde Veliler Neler Yapabilir?
- Matematiği oyuna dönüştürün: Kutu oyunları, zar oyunları ve alışveriş oyunları sayılarla barışmanın en zahmetsiz yoludur.
- Sonuca değil, çabaya odaklanın: “100 almışsın” yerine “Bu soruya ne kadar uğraştığını gördüm” demek çok daha etkilidir.
- Ödev sırasında sabırlı olun: Cevabı hemen söylemek yerine “Sence ilk adım ne olabilir?” diye sorun.
- Kendi korkunuzu aktarmayın: Matematikle aranız iyi olmasa bile bunu çocuğunuzun yanında dile getirmeyin.
Sık Sorulan Sorular
Matematik korkusu ne kadar sürede geçer? Çocuğa ve eksiğin büyüklüğüne göre değişir. Deneyimime göre çoğu çocukta birkaç hafta içinde tutum değişir, birkaç ay içinde notlara yansır.
Çocuğum matematikte gerçekten yeteneksiz olabilir mi? Matematik bir yetenekten çok bir alışkanlıktır. Eksik basamaklar tamamlandığında çoğu çocuk ortalamanın üzerine çıkar.
Hangi sınıflara ders veriyorsunuz? Manavgat’ta 1-4. sınıf ilkokul derslerinin tamamına ve 5, 6, 7 ve 8. sınıf matematiğine evde birebir ders veriyoruz.
“Ben matematikten anlamıyorum” cümlesini “Ben bunu çözebiliyorum” cümlesine birlikte çevirelim.
💬 WhatsApp ile YazınTelefon / WhatsApp: 0242 742 54 86 · Ders programlarımız hakkında bilgi